Çocuklarımızı Yetişkinliğe Hazır Hale Getirebilir miyiz? Evet, ama nasıl?

Bu içeriği Yapay Zekâ ile özetleyin

Elbette demek isteriz. Ancak deneyimlerimize göre bu artık kolay görünmüyor. Bunun çeşitli sebepleri bulunmaktadır. Özellikle 21.yüzyıl ve modern dönem sonrası hayatımız çeşitli değişiklikler yaşadı. Bunları saymaya gerek yok ancak kısaca yaşam şeklimizden teknolojinin hayatımıza girmesine kadar bir çok şeyin değişimi tetiklediğini söyleyelim.

Çocuklarımıza ise ne oldu? Bu soruyu sorarak devam edelim. Çocuklarımız hayata merhaba derken geçmişten bihaber mevcut hayata gözlerini açtığında öncelikle geçmişten gelen bir takım birikimler yerine bugünün koşullarına adapte olmaya başladı.

Ekranlar, internet ve online tabanlı oyunlar, videolar daha bebekken maruz kalınan şeyler oldu. Bu bir dönüşüm ama aynı zamanda geleceğe yönelik bir dönüşüm olarak değerlendirilebilir. Ancak bundan sonraki toplum ait çocuklar nasıl bir süreci deneyimlerler öngörmek gerekiyor. Ancak bu bizim konumuz değil.

Sorun şu ki genetik yapımız buna adapte değil. Buna evrimsel uyumsuzluk deniyor. Çünkü çocuk genetik yapısı ile geçmişten gelen bir kod ile doğuyor. Bu kod şöyle diyor; anne ve baba ile yakın temas isterim, yaşıtlarım kadar büyüklerimle de yakın temas isterim, ilgi alaka isterken yaratıcılığımı geliştirmek için belirli hatalar yapmaya muhtacım, eğitime ihtiyaç duyarken disiplinsiz yönetilemem.

Shuar toplumu çocukları, Ekvadorda yaşamış bir gelenek toplumu ve bu toplumda doğan çocukların erken yaşta başının çaresine bakabilme, yapılandırılmamış ve zamanı belirlenmemiş oyunlar, mini çocuk toplumu ve karma yaş gruplarıyla etkileşim gibi bir çevresel sistem içerisinde oldukları söylenir. 1950-2000 ler arasında büyüklerimizden de bildiğimiz şekilde biz türk toplumu çocukları da sokakta oynar, mini çocuk toplumumuzu üretirmişiz. Anne ve babamız daha erken evlenir ve böylece büyükanne ve büyükbabamızla daha uzun birliktelikler yaşarmışız. Daha çok kardeşe sahip olunca evde herkes bir şekilde başının çaresine bakarmış.

Bir de yarım saat kum havuzun oynama, 1 saat kreşte sosyalleşme gibi yapılandırılmış oyun saatlerimiz yokmuş. Aksine zamanı ve yeri tam belirlenmemiş oyun saatleri karma düzende yürüyebiliyormuş.

Bu kısaca örnekler sizlere de değişimi gösteriyor. 21. yüzyıla ait çocuklarımızın gelişimlerini etkileyen büyük parametreler var. Bu da ruhsağlığında olasılıkla farklı sonuçlar görmemize neden olacaktır. Bunun tam ispatlanmasa da belki de en büyük tezahürü Otizm, DEHB gibi nörogelişimsel hastalıklardır diyebiliriz. 

Bazı eskilerimiz söyler; eskiden bu hastalıklar yoktu. Eskiden psikolojisi bozuk çocuk diye bir şey bilmezdik. Herkes herkesle oynardı. Eve gelir kir pas içinde, susamış ve acıkmış ve yorulmuş olurduk. Sonra derin bir uyku çekmek en güzeliydi.. diye anlatırlar.

Yapacak bir şey yok. Farkındalığımızı arttıracak ve çocuklarımız konusunda mecburen planlı ve bilgili olacağız. Bu daha yorucu bir ebeveynlik gerektirse de zamanımız bize bu zorunluluğu getiriyor. Yapılandırdığımız bir düzende; akşam eve geldiğimizde oyun saatlerimiz olacak. Okulda durumu takip edecek, yaşıtlarıyla onları bir araya getirdiğimiz kadar büyüklerimizle de çocuklarımızı buluşturacağız.

Ve bir de, ekranları sınırlamak zorundayız..








                        İlk Yayımlanma Tarihi: 28.08.2026
Güncelleme Tarihi: 28.08.2026
Uzm. Dr. Ömer Uçur
Detaylı Özgeçmiş İçin Tıklayın

2010 yılında Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu. 2013 yılındaki Tıpta Uzmanlık Sınavında Türkiye 107'ncisi olarak İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalında uzmanlık eğitimine başladı. Meslekte 10 yılı aşkın deneyime sahip olan Uçur, çeşitli psikoterapi yaklaşımlarını bir arada kullanarak bütüncül bir çerçevede çalışmaktadır.

Halen kendi özel kliniğinde hizmet vermekte ve Haliç Üniversitesi Psikoloji Bölümünde klinik psikologların yetişmesine katkıda bulunmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

Anasayfa
Whatsapp
Ara
Randevu
İletişim